22 Ağustos 2013 Perşembe

Seçim barajı sayesinde alınan oylar helal değildir

Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal:
Demokrat Parti (DP) Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal, önümüzdeki seçim döneminde de kendi siyasetlerini en iyi şekilde yürüteceklerini belirterek: 
''Seçim barajı sayesinde alınan oylar helal değildir'' dedi.
Demokrat Parti (DP) Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal, önümüzdeki seçim döneminde de kendi siyasetlerini en iyi şekilde yürüteceklerini belirterek, ''Seçim barajı sayesinde alınan oylar helal değildir'' dedi.
Özbakkal, yaptığı açıklamada, birinin hesaplarında ara eleman olmayacaklarını, ne bir partiyi kazandıran, ne de diğerini kaybettiren olmayacaklarını bildirdi. Özbakkal, yüzde 10’luk seçim barajı nedeniyle seçmenlerin doğrudan tercihlerinin sandığa yansımadığını, seçim sonuçlarının zoraki tercihlerle ortaya çıktığını belirterek "Seçim barajı sayesinde alınan oylar helal değildir. Bu durum değiştirilmeli. Çünkü başka partinin oyunu başkası kapıyor. Türkiye'nin cari açık kadar önemli bir diğer problemi de demokrasi sorunudur'' ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin topyekün dünyayla rekabet edebilir hale gelebilmek için icra edilmesi gereken politikalar olduğunu kaydeden Özbakkal, şunları kaydetti:
''Siyaset ve demokrasi sistemimizin açıklarla dolu olduğu ortadadır. Bu mekanizmada yeni anayasa çalışmaları dâhil sağlıklı bir netice alınma ihtimali yoktur.
Halk tarafından seçilen milletvekilleri, parti baskısı nedeniyle hür iradesini kullanamıyor. Dolayısıyla siyaseti demokratikleştirerek, milletvekillerini bağımsız hale getirip halkın doğrudan temsilcisi yapmaya çalışıyoruz. Milletvekilleri parti baskısı nedeniyle TBMM çatısı altında hür iradeleriyle karar veremiyor. O nedenle Türkiye'nin en önemli meselesi, siyasi partiler ve Seçim Yasası'dır. 12 Eylül askeri darbesi ile yüzleştiğimizi söylüyoruz fakat bu yolda siyasi partiler ve seçim yasasında değişiklik yapmadan başarıya ulaşamayız.
Seçim barajının son 20 yılda sonuçlarını görüyoruz. İnsanlarımızın doğrudan tercihlerinin yansımadığı bir seçim söz konusu, zoraki tercihlerle seçim sonuçları ortaya çıkıyor. Bu seçim barajı sayesinde alınan oylar helal değildir. Bu durum değiştirilmeli çünkü başka partinin oyunu başkası kapıyor. Helal oy değildir bu. Siyasette maalesef eşit rekabetçilik yok. Burada da seçim barajı ön plana çıkıyor. Her seçim döneminde olduğu gibi rekabet alanını ortadan kaldırıyoruz. Problemleri ortadan kaldırmamız gerekirken, sorunları artıran bu seçim sistemini değiştirmemiz gerekir. Türkiye'nin sadece sandık içinde sıkışmaması gerekir. Katılımcı bir siyaset yürütülmeli.''

Kaynak: IHA (21 Ağustos 2013, Çarşamba 11:01Yerel)

31 Temmuz 2013 Çarşamba

YASSIADADAN HABERLER & AKİS


"Geç Aslanım, Geç...” 

Dünyanın En Güzel Mizah Yazısı. (Alıntı: 3 Ekim 1960 AKİS Dergisi Sh.7)

29 Temmuz 2013   
AKİS DERGİSİ, 3 Ekim 1960 - Sayı: 320 Sh:7
Kapak Resmi ve Üzerindeki Yazı;
Orhan Erkanlı-Duruşmaların Tanzimcisi
- ALT TABAN

"Geç Aslanım!..."

”Cumhuriyet Başyazarı Nadir Nadi geçen hafta içinde son derece alaka uyandıran ve her yerde konuşulan güzel bir başyazı yazdı: 555 K! Bu hislere  ancak samimi olanların hakkı vardır. diyor. 
Bunda, ancak Bayar – Menderes rejimine karşı samimiyetle vazife almış bir gazetecinin hakkı olan hisleri dile getiriyor, sonra İhtilali sadece kendisinin yaptığını sanmaya başlamış kimseleri pek tatlı, pek nazik şekilde ikaz ediyordu.
555 K.
 İki gün sonra Yeni Sabahta bir başyazı çıktı.  Yazının başlığı gene 555 K idi. Ama altındaki imza şuydu: Kılıçlıoğlu! Belkide asrın mizah tarihine altın harflerle geçecek olan yazı hiç şüphe yok AKİS okuyucuları tarafından alakayla okunacaktır”.,,,,,,,,,
Akise göre Dünyanın En Güzel Mizah Yazısı buymuş.
Geçen gün sayın arkadaşımız Nadir Nadi’nin 555 K. başlıklı yazısını okudum.Tesadüfen o gün bende Ankara’da bulunuyordum. Ne tuhaf rastlayış diye düşündüm.: Ben de o sabah Ankara yollarında bir gezintiye çıkmış, ve tıpkı Nadir Nadi gibi gögsüm, kollarım kabara kabara bu milli inkilabımızda benimde büyük payım olduğunudüşünmüştüm.
Ülvi heyecan
27 Mayıs sabahının o içlere sığmayan ülvi heyacanı ta iliklerimde his etmiştim. Zaten o sabahı unutmak mümkünmüydü.? Sokağa çıkma yasağına rağmen nasıl şuursuzca fırladığımı, gazeteye koşmak, arkadaşlarımı kucaklamak istediğimi, yollarda rastladığım asker ve subayların ( Yasak,geçemezsin) ihtarları ile kendime gelerek, kim olduğumu söyleyince (Geç arslanım, sana çok eziyet ettiler, sende bizden sayılırsın) diye yol verdiklerini bir ömür boyu unutmamak mümkün mü?
Baykuş sesi algısı.
Ben düşünürken daha  gerilere de gitmiş, 6/7 Eylül vakası üzerine gazetemizin feryadlarını, Ulus kapatıldığı zaman  muhalefet liderine sütunlarımızı tahsisi etmek istediğimizi, büyük suistimallerde korkusuzca attığımız başlıkları, Hüseyin Cahid’in  hapse giriş ve çıkış şeklini, neleri neleri hatırlamıştım.Ara sıra kulağıma baykuş sesine benzeyen  sesler de geliyordu. Bu ses,Türk radyosundan bana nebaş,mezar kazıcı,çöl faresi diye bağırıyordu.
Hayali tasvirler.
Bazan da kendimi başımdan boynuma doğru süzülen kanlar içerisinde gece yarısı bir otomobilin köşesinde sallanıyor his ediyordum. Ben de kendimi tıpkı Nadir Nadi gibi günün kahramanlarından farz ediyor, yürüyor da yürüyordum.
Sonra birden çocuk gibi gülümsemeye başladım.
Musıgue de Scene ve devrin romantik duyguları.
Hafızamdan her şey silindi.artık gözlerimin önünde yalnız pırıl pırıl üniformaları, genç genç ve dinamik vucütlarıyla 38 tane Türk subayı daha sonra  emsalsiz bir Türk ordusu belirdi. Adımlarıma ve bu tabloya Üniversite gençlerinin (Yetişin kardeşler,rejim gidiyor) feryatları da bir musigue de scene gibi tempo tutuyordu.
Neymişler ?
Evet, biz neydik ? Bedii’ler, Falih’ler, Çetin’ler, Nadir’ler, ?!
Kalpleri, hürriyet,adalet,  aşkıyla çarpan, ruhlarında ve vücutlarında Victorie de Samothrace heykelinin bütün ileri atılışını taşıyan bu arslanların yanında, kendimize ne büyük paylar ayırmaya çalışıyorduk.
İdare lambası tutmuşlar.
Ama yine de bunları his edebilecek, böyle vehimlere kalkışabilecek bir ruh taşımak ta insanı sevindiriyor, ve bu büyük inkilabımızla canları pahasına  Türk evlatlarını kurtarmak için yürüyenlerin yoluna ışık demek demek belki idialı olur ama, küçücük bir idare lambası tutmuş olabilmenin düşüncesi bile insana sonsuz hazla ürpertiyor.(…)
interakfif yorumS A M E T    O C A K O Ğ L U
YAZARIN NOTU: Akis dergisinin 60/61 yıllarındaki sayılarından bir kaçına  sahaf benzeri bir dükkanda rastladım ve  satın aldım. Biz neler yaşamışız? bir kısmını bu dergiden okumak istedim.
DURDUKÇA FARKLI BİR KOKU ÜRETİYORLAR.
Bu ara, bunları muhafaza sorunum var. Durdukça farklı bir koku üreten, sayfaları ibretlik incilerle dolu Akis dergisinin Ekim 1960 tarihli sayısını incelerken    7. sahifedeki ” Dünyanın En Güzel Mizah Yazısı” başlıklı yukarıda aynen   yayınladığım   yazı dikkatimi çekti.
NEYMİŞ BU DÜNYANIN EN GÜZEL MİZAH YAZISI BİRDE BİZ  BAKALIM.
Neymiş,  bu Dünyanın En Güzel Mizah Yazısı, hele bir okuyayım, bunların mizah anlayışından bizde haberdar olalım,  dedim.  Okuyunca gördüm ki Akisin o zaman ki editörü başlıkta kullandığı ” Geç Aslanım” cümlesi ile aslında; yazısını naklettiği Kılıçlıoğlu’na, yazısındaki tasvir ve tanımlamaları nedeniyle – bunları geç aslanım- demektedir.
BİR YANDA METHİYE DÜZÜYOR DİĞER YANDA İKAZI SÜRDÜRÜYOR.
Akisin editörü;  27 mayıs darbesini (onlar ihtilal diyorlardı) kendisinin yaptığını zannedenleri ve darbeyi sahiplenenleri Cumhuriyet  gazetesindeki  makalesi ile ikaz eden Nadir Nadi’yi , ” Geç Aslanım”  başlıklı yazısında  methiyelerle anlatmakla kalmamış, kendisi de Nadir Nadi’nin  yaptığı  ikazı sürdürmüş.
YENİ SABAH HAK SAHİBİ KABUL EDİLMEMİŞ.
Akis  dergisinin 326 sayısının 7.sahifesindeki  ”Dünyanın En Güzel Mizah Yazısı ” nın muhattabı  Kılıçlıoğlu’nun  o günlerde pek kimseye yaranamadığı anlaşılıyor. 
BU İŞE SEVİNMEYE HAKKI OLANLAR, OLMAYANLAR SINIFLANDIRMASI
27 mayıs darbesini takip eden günlerde kimileri ; darbeye yaranma kuyruklarının fazla uzadığını düşünerek, darbe yandaşlığından hak edilecek  pasta dilimlerinin daha  fazla bölünmemesi için  ortamı  ikaz etme misyonunu üstlenmişler ve darbe taraftarlığını ; bu işte  samimi olanlar  ve  olmayanlar diye ayırırken,  işin pastasını hak edenler ve bu lezzetli pastadan  pay almayı  hak etmeyenler şeklinde kategoriler oluşturmuşlar. 
Ayrıca bu dergideki yazıların içeriğinden anlaşıldığına  göre,  o devrin  bütün itici ve tiksindirici pozisyonlarının baş köşelerine kurulan   akıl hocaları ; yaptıkları ile  -rejimi kurtardıklarını- düşünmekteymiş.! 
FİZİKSEL GÖRÜNTÜYÜ NASIL ALGILIYORLARMIŞ
Dönemin dergi ve gazetelerinde; hakim pozisyon sıfatlarını taşıyanlara ve darbecilere  ilgi çekici bir üslup ile hitap edilmektedir..
VÜCUT TASVİRİ
Vatan kurtarıcılığı ve olağanüstü yetilere sahip olunma   tasvirleri ve  tarihe altın harflerle geçme vurguları  ile yapılmış türlü dolduruşlar yanında, dönemin editörleri ve yazarları darbecilerin fiziksel görüntüleri hakkında  da tığ gibi, aslan gibi, bir  abide gibi  tasvirler ve süslemeler  yapmışlar.
MİSYONLARINDAN VİZYONLARINI OLUŞTURMUŞLAR.
”Tarih önündeki en büyük sorumlulukları yıktıklarının yıkmak istedikleri olmadığını görünce adaletten daha uzaklaşmaları olan”  bu topluluğu  epey dolduruşa getirmiş kimi yazarlar,  Dönemin gazete ve dergilerinin baş köşelerindeki yazı ve tasvirlerin;  bazı  meslek  mensubu gençlerde  demokratik parlamenter rejime, milli irade kavramına  özgün bir bakışı olan  misyonlarını  oluştururken ayrıca kendi   vizyonlarını da  üretmiş oldukları demokratik sürecimizin yollarından bellidir.
BU RESMİN BİR SEBEBİ OLMALIDIR.
Eğer böyle olmasaydı, olayların farklı  pozisyonundaki kişiler ve ülke için, büyük sıkıntılar nedeni olan  tablolar-resimler  nasıl ortaya çıkardı.
ÖZÜRLÜ IŞILDAK SEÇİMİ .
Bir yanda dönemin olaylarına yön verirlerken diğer yanda; demokrasiyi ve halkın siyasi tercih  yeteneğini özgün kriterleri ışığında değerlendiren müdahaleci bir  vizyon oluşmasına hizmet eden bu tip fikir aktivistleri , herkesin  baş gereksinimi olan hukuku değilde, hukuksuzluğu sürekli bir ışıldak yaparak, yanlışlarla  ve hatalarla bezenmiş pek çok girişimi tarih sayfalarına kaydetmişlerdir.  
Gerçekte korumayan  sadece yıkan,yıktıran  ve  yıkılmalara neden olan türlü olaylar  içerisinde yer alan, kalan insanların  nasıl  seçeneksiz ve savunmasız  kalabildiğini hatırda tutmak  gelecek için hayırlı bir iş olacaktır. 
Gündemimizi sırtlayıp türlü yollar kat ederken buluştuğumuz  hüzünlerle bir başımızdayken,; yaptığımız onca şeyle, hesabı mutlaka görülecek kendilerine ait   yüklerini sırtlarına  iyice  yerleştirdiklerimiz, sanki biz bunlara hiç bir şey yapmamışız gibi etrafımızda dolaşarak,  manyetik odaklanma  ile  çıkardıkları  gürültülerin ve meşguliyetlerinin tesiri altındayken , ilgi çekici  başlığına takılıp okuduğum bu yazının  algılattıklarını, bir de şu açıdan değerlendirmek doğru ve hakça olacaktır. 
MİZAH ANLAYIŞLARINA YA TEBESSÜM ETSEYDİK.!
Demokrasimizin zulmet günlerinin popüler dergisi  Akisten aktardığımız   yazı;  kazara  gerçekten iyi bir   mizah yazısı olsaydı da  latifeleri ile bizi   tebessüm ettirseydi.! Yani, darbe mizahı ya bizi de güldürse idi! O zaman  oldukça  trajikomik bir durum ortaya çıkardı ,herhalde.

KİMBİLİR DÖNEMİN MAĞDURLARIN NASIL ÜRPERİYORDU ?

Bu akis dergisinin  haberlerini, yorumlarını, erken tebligatlarını okuyan,   nefret duygusunun ürünü karikatürleri, fotoğrafları gören   tedbirler kanuna sıkıştırılmış darbe mağdurları; kim bilir neler his ediyorlardı acaba o zamanlarda.? Onların bedenlerindeki hukuk duygusunun ritmi acaba nasıldı,VE BU HİS ETTİKLERİ ONLARI NASIL ÜRPERTİYORDU  ACABA ?

Bu yazıma rastlayıp ta 2013 yılında bu nedir böyle,  1960 dergileri ni anlatılıyorlar diyen de çıkabilir.
BUNUN ZAMAN AŞIMI YOKTUR.
Neden,? anlatmayalım.!  Bu işlerde zaman aşımı yok ki. Üstelik bu ara anlatan anlata.Adeta tek tek fişlenip kirli zihinlerde arşivlenmiş  böylesine  dolu bir anlatım hafızası ve en ince detaylara kadar konunun işlenmesi.!
Bunlar yeni alınan bir Tv’nin veya buzdolabının içinden çıkan uluslararası standartlardaki kullanma kulavuzları  bilgisi değildir elbette.Farklı fiziklere uydurulan bu elastiki elbisenin ve o sanal itici duyguların, ve bu  algının üretimini kim yapar?  Kim yapacak, elbette bu haltı yiyenler yapar, yaptırır.
Kendin pişir, kendin ye veya kendin yaz kendi oyna işinin ağır kokularına,çirkin görüntülerine,  işitsel rahatsızlığına alışamama vakalarının da  literetürde   yerinin olduğu bilinen bir  gerçektir. 
Toplumun en ileri nefret duygusunun hedefi olmayı hak edenlerin, sanal ve manyetik algılarla ortak nefret davranışı sergileten sağlıksız düşünceler ve aktiviteler  üretebilmesi; insanlığa ait ortak değerlerin en ciddi meselesidir.
Eğer böyle olmasaydı, kışın karanlık ve soğuk günleri nasıl  olurdu da,  baharmış gibi algılanabilirdi?
Hatta Akisin hayallerinde dahi kendine bir yer bulamamış sonradan gelişen ve yaşama çöreklenen işler nasıl olurdu.?
Bu yazımın konusu olmadığı için, benzer alanlarda ve ortamlarda üreyip,  ayakta kalabilmelerini bir meziyet ürünü görüp, kendi zavallılıklarını fark etmeyenlere ayrı bir şey yazmak fuzuli iş olacak.Yazının bu bölümünde  kendine bir aşinalık veya  şahsiyetine yakışan bir dublaj hisseden de olabilir. Bu oluyorsa bizim için iyi bir şeydir. Bir de bu işin süreklilik kısmı vardır ki neması pek boldur.  Daha evelsi gece, deniz kenarında çimenlere oturan birilerinden duydum,  ”Begüm anlattı”  v.s diyorlardı.
NİTELİKLİ ÇOĞUNLUK – LEZZETLİ SALATA
İnteraktif yorumumuzu noktalarken,  devrin Akis dergisinin sahifelerinde yer alan  bir diğer yazıdan anlaşıldığına göre,;  Akis o zamanlar , Demokratik Parlamenter Rejimin  aracı  olan, ”nitelikli oy çoğunluğunu” lezzetli salata” olarak anladığını  ve anlattığını da belirtelim. S.O
   AKİSİN  3 EKİM 1960 TARİHLİ 360. SAYISININ 14 VE 15. SAHİFELERİ – BİR MÜLAKAT- BÖLÜMÜ.
DEMOKRAT PARTİYİ KAPATTIRAN ADAM – NURİ GEYGEL – 1957Demokratı.
(14 Yıl , 14 dakika süren tek hakimli bir mahkemede bitti.)

30 Temmuz 2013 Salı

KAYSERİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI MEHMET ÖZHASEKİ'Yİ ZİYARET

DEMOKRAT PARTİ İL BAŞKANI İSMET ÖZBAKKAL VE YÖNETİMİ ÖZHASEKİ'Yİ ZİYARET ETTİ
Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki, TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya'nın yanısıra Gemerek Belediye Başkanı İrfan Sağırkaya ile çeşitli sivil toplum örgüt temsilcilerini makamında ayrı ayrı kabul etti.
Başkan Özhaseki'nin ilk ziyaretçileri Profesyonel Aşçılar Dernek Başkanı Tuğran Bora ve yönetim kurulu üyeleri oldu. Ziyarette dernek çalışmaları hakkında Başkan Özhaseki'ye bilgiler veren dernek yönetimi Erciyes Master Projesi'ni önemsediklerini, Kayseri'nin yemek kültürünü Erciyes Master Projesi ile dünyaya duyuracaklarını söyledi.
Başkan Özhaseki de, Kayseri'nin yemek kültürünün şehir dışından gelen misafirlere en iyi şekilde tanıtılması gerektiğini, bu yüzden de Kayserili aşçılara büyük görevler düştüğünün altını çizdi. Başkan Özhaseki, 10 çeşit Kayseri Mantısı'nın bulunacağı bir restoranın çok yakında Kayseri ve Türkiye'ye hizmet vereceğini kaydetti. Ziyaret sonunda Başkan Özhaseki, aşçı kıyafeti giyerek misafirleriyle birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi.
Başkan Özhaseki'nin bir diğer ziyaretçisi Sivas Gemerek Belediye Başkanı İrfan Sağırkaya oldu. Başkan Özhaseki'nin çalışmalarını hayranlıkla takip ettiklerini ifade eden Sağırkaya, "Gemerek olarak Kayseri'ye bağlanmak istiyoruz" talebinde bulundu. Başkan Özhaseki ise, Gemerek'in Sivas ili hudutları içerisinde yer aldığı ve Sivas'a bağlı olduğu için Kayseri'ye bağlanmasının hukuken mümkün olmadığını ancak her zaman Gemerek'in yanında olduklarını ifade etti. Ziyaretin sonunda Gemerek Belediye Başkanı İrfan Sağırkaya, Başkan Özhaseki'ye teşekkür plaketi takdim etti.
Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki daha sonra Demokrat Parti İl Başkanı İsmet Özbakkal ile yönetim kurulu üyelerini kabul etti. Ziyarette ''Büyükşehir Belediyesi'nin çalışmalarını Kayseri için olumlu buluyoruz'' ifadelerini kullanan Özbakkal, "Erciyes Master projesi Kayseri'nin çehresini değiştirecek" dedi. Özbakkal ayrıca; "Raylı sistem ulaşım konusunda şehrimize yeni bir soluk getirdi, ben de sık sık raylı sistemi kullanıyorum. Kayseri halkının da raylı sistemden memnun olduğunu biliyorum" şeklinde konuştu.
Başkan Özhaseki, daha sonra sırasıyla Mazlum-Der Başkanı Ahmet Taş ve yeni yönetim kurulu üyeleri ile Kızılay Kayseri Şube Başkanı Ayhan Uzandaç ve yönetim kurulu üyelerini makamında ayrı ayrı kabul etti.
Başkan Özhaseki'nin son misafiri ise TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya oldu. Kayseri'ye ikinci defa geldiğini söyleyen İyimaya, Erciyes Master Projesi'ni yazılı ve görsel basın aracılığı ile yakından takip ettiğini kaydetti. İyimaya; "Erciyes Dağı'nın Davos'a alternatif bir merkez olması yönündeki hazırlıklardan büyük heyecan duydum, Kayseri ve Türkiye adına çok mutlu oldum" şeklinde konuştu. Başkan Özhaseki'ye çalışmalarında başarılar dileyen İyimaya, "Kayseri şehircilik açısından tüm Türkiye'ye örnek oluyor, bu Kayseri açısından övünülecek bir durum" ifadelerini kullandı.

Dp İl Başkanı İsmet Özbakkal Üniversite Gençliğine Çağrıda Bulundu:

Dp İl Başkanı İsmet Özbakkal Üniversite Gençliğine Çağrıda Bulundu:

Güncelleme : 25 Aralık 2012 14:24
Kayseri
Demokrat Parti İl Başkanı İsmet Özbakkal, Orta Doğu Teknik Üniversitesi ile Erciyes Üniversitesi’nde öğrenciler arasında meydana gelen gerginlikleri değerlendirdi.
Aynı sahnelerin 80’li yıllarda şahidi olduklarını belirten Özbakkal, “Gençlik üzerinde oyun oynanmak isteniyor. Bunlar tesadüf değil.” dedi.
Özbakkal, konuyla ilgili açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Biz bu filmi gördük, Erciyes Üniversitesi’nde, ODTÜ’de ki olaylar tesadüf değil. Gençlik kamplara bölünmemeli, gençlik istikbalini gençlikte kazanır, kardeşlik duyguları içerisinde arkadaşlarıyla iyi geçinmeli, dış güçler kardeşi kardeşe düşman yapar, yıkar, yakar, Bizans oyunlarına getirir, Erciyes Üniversitesi’ne gelen tiyatro sanatçısı, bir grubun düşüncelerini söylerken, bölücü yıkıcı konuşuyor, dışarıda bir grup gencimiz bekletiliyor. Gençlere çağrı yapıyorum, akıllı olun. Maşa olarak kullanılmayın, milli manevi değerlere bağlık kalın. Rüzgar esen fırtına biçer, oyuna gelmeyin. Siyaset kavgayla yapılmaz, terör ve üniversitedeki olaylar ülkeyi yıkma hareketidir.”
İhlas Haber Ajansı

DP İl Başkanı İsmet Özbakkal, Reyhanlı Saldırısını Değerlendirdi

DP İl Başkanı İsmet Özbakkal, Reyhanlı Saldırısını DeğerlendirdiDP İl Başkanı İsmet Özbakkal, Reyhanlı Saldırısını Değerlendirdi

17.05.2013 15:48

DP İl Başkanı İsmet Özbakkal, Reyhanlı Saldırısını Değerlendirdi
Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal, ''Türkiye'nin bugün yürüttüğü dış politika ile bir yandan Irak’ı bölerken, diğer yandan Suriye’yi de böldüğü ortadadır'' dedi.
Özbakkal, Hatay'ın Reyhanlı'daki patlama ile ilgili bir değerlendirmede bulundu. Özbakkal, ''Acı haberi aldık. Allah bir daha milletimize bir daha böyle acılar yaşatmasın. Üç yıldan bu yana iç çatışmanın yaşandığı Suriye’nin yansımalarıdır. Bu patlama, sayın Başbakan’ın ABD’deki bir televizyon kanalına yaptığı açıklamalardan sonra meydana gelen farklı atraksiyonlar içinde de değerlendirilebilir'' ifadelerini kullandı.
Açıklamasında, ''Türkiye’nin bugün yürüttüğü dış politika ile bir yandan Irak’ı bölerken, diğer yandan Suriye’yi de böldüğü ortadadır'' diyen Özbakkal, şunları kaydetti:
''Bölgede yaşanan her hadisenin kendi içindeki birtakım dinamikleri tetikleyebildiği gerçeği ile karşı karşıyayız. Türkiye’nin dış politik tercihleri kendi önceliklerinden yoksun bir şekilde tayin edildiği için, her dinamiği oynattığınızda Türkiye’nin içerisindeki diğer fay hatlarını da hareketlendirebilme gerçeği ile karşı karşıya kalıyoruz.
Hatay’ın zaten çok nazik bir durumu var. O açıdan ülkemizin birlik ve beraberliğini huzur ve sükun içinde hayatiyetini devam ettirebilmesi önemlidir. Bugün Suriye’deki kendi insanlarına zulmeden bir rejimi asla tasvip edemeyiz. Ama Türkiye, kendi coğrafyasında hiçbir zaman bir iç çatışmanın tarafı olmamıştır.''

Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal, yeni alkol yasasını desteklediklerini bildirdi.

DP İL BAŞKANI “ALKOL YASASINI DESTEKLİYORUZ”

Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal, yeni alkol yasasını desteklediklerini bildirdi.

30 Mayıs 2013 Perşembe 14:57

Özbakkal, “Yeni alkol yasasını, alkol satışını disiplin altında tutma adına yapılmış bir düzenleme olarak düşünüyoruz ve destekliyoruz” ifadesinde bulunarak, “Bu yasa ile özellikle gençlerimizi, okullarımızı, ibadet hanelerimizi alkol satışı yapılan alanlardan biraz daha uzak tutmak iyi olacak. İnsanlarımızın sağlığı için bu yasa kötülüklerin anası olan alkolden biraz daha koruyacaksa, gençlerimizin kolay özenmesinden uzak tutacaksa, Müslüman ülkemizde iyi olacak” diye konuştu. Özbakkal, “Bu yasanın siyasi polemikten uzak tutulması ve desteklenmeli. Memleketimiz için şehrimiz için yapılan olumlu çalışmalarım yönetimim ve şahsım adına destekliyor ve Allah razı olsun diyoruz” dedi.

Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal:

Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal:

Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal: Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal, ''Bütün darbe ve muhtıralara Demokrat Parti ve Adalet Partisi maruz kalmıştır. 27 Mayıs 1960, 12 Eylül 1980 müdahaleleri ile 28 Şubat sürecinin doğrudan muhatabı ve mağduru Demokrat Parti’dir''...

05 Temmuz 2013 Cuma 09:18

Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal, ''Bütün darbe ve muhtıralara Demokrat Parti ve Adalet Partisi maruz kalmıştır. 27 Mayıs 1960, 12 Eylül 1980 müdahaleleri ile 28 Şubat sürecinin doğrudan muhatabı ve mağduru Demokrat Parti’dir'' dedi.Özbakkal, yaptığı açıklamada, bu darbe süreçlerinin hepsinde alaşağı edilen, idam edilen, zindanlara atılan, mağdur edilen, aşağılanan, ‘kuyruk’ denilenlerin hep demokratlar olduğunu bildirdi.
Açıklamasında, ''Keşke bir yolu olsa da bu sabıkalı sözcükleri sözlüklerden kaldırabilsek. Darbe de, Muhtıra da Millete; milletin kendi öz parasıyla, vergisiyle, evlâdıyla silâh dayamaktır'' diyen Özbakkal, şöyle devam etti:
''Eline silâh, sırtına üniforma, vatan ve millet savunması için güç verdiklerimizin, kendilerine tanınan bu imkân ve kabiliyetleri dönüp millete karşı kullanmalarıdır.
Bunu bizlerin hiçbir şekilde onaylaması, kabullenmesi mümkün değildir. Her türlü darbe ve muhtıra, demokrasiye karşı bir ara verme girişimidir ve yapıldığı andan itibaren, aslında millet vicdanında mahkûm edilmektedir. Türkiye’de hiçbir darbenin milletten tasvip gördüğünü söyleyebilmek mümkün değildir. Hepsi de ayrıca çok derin, telâfisi kabil olmayan yaralar açmıştır. Kırılganlıklar oluşturmuştur. Bunun için, demokrasimize ve milletin iradesine önem vermeliyiz.
Darbecileri, cuntacıları eleştirip, onları yargılamak ayrı, TSK’yı toptan darbeci ve muhtıracı bir zihniyetin taşıyıcısı olarak değerlendirmek ayrı. Kaldı ki, ülkemizde darbe ve müdahaleler tarihine baktığımız zaman daha vahim hadiseler vardır. Darbecilerin arasındaki siviller, siyasetçiler, bürokratlar, akademisyenler… Yani aslında, zihniyetler sivil olmazsa, kuşatılmamış olmazsa, hür olmazsa kâğıt üzerindeki demokrasi mefhumu fazla da bir şey ifade etmiyor. Bunun için, asker, sivil fark etmez, cuntacı zihniyetlere asla geçit verilmemeli ki, darbe ve muhtıralarla Türkiye yolundan alıkonmasın.''
DP İl Başkanı İsmet Özbakkal açıklamasında, ''Muhtıra ve darbelerin hepsinin kökü, kaynağı dışarıdadır. İçerden kök bulan, neşet eden bir tane bile darbe ve muhtıra yoktur. İmal edilmiş sebepler üzerine inşa edilmişlerdir. İmalatı yapanlar kimlerdir ve ne karşılığı yapmışlardır? Buna bakmak lâzımdır'' ifadelerini kullandı.